26 Eylül 2008 Cuma

ŞEBNEM DÖNMEZ; "EN İYİ ROLÜMÜ OYNAMADIM DAHA..."





ALPER TURGUT


Şebnem Dönmez, on parmağında on marifet olan güzel, hoş ve başarılı bir kadın. Ben kibirli, ukala ve suratsız bir ünlü beklerken karşımda, dost canlısı, güleç, sempatik ve iç dünyası alabildiğince zengin bir insan buldum. Aslında onunla ilgili düşüncelerim, çoğu magazin kaynaklı önyargılar bütünüymüş. Magazine malzeme olanlara üzülmesini, sanat adına yapacaklarını anlatırken ki heyecanını, çalan telefonun ardından İdefiks’ten kitapları geldi diye çocuklar gibi sevinmesini, canından çok sevdiği babasını anlatırken yüzüne ilişen buruk tebessümü görünce sanal yalan dağıldı gerçek tüm çıplaklığıyla ortaya çıktı… Şebnem Dönmez ile Bebek’teki çocuk parkında bir banka oturup dünü, bugünü ve yarınları konuştuk.





Şebnem Dönmez ve Alper Turgut
—Hayattan ne istediniz neler alabildiniz?

Ben hep ne istediğimi değil, ne istemediğimi bildim. Dile kolay 16 yaşından beri şov ve eğlence dünyasının içindeyim, aralıksız 18 yıldır çalışıyorum. 22, 23 yaşlarında kafam daha karışıktı, şimdi ise yeterli tecrübeye sahibim. Yaşım da birçok şeyi yapmaya izin veriyor, diyeceğim o ki; bugünden mutluyum.

—Almanya’da doğmuşsunuz?

Motor ustası ve araba tamircisi olan Babam Sabahattin ve ev hanımı Annem Saadet, ekmek parası için 1970’li yılların başında Almanya’ya gitmişler. Sonra kazara ben doğmuşum, önce istememişler ardından çok sevmişler. Üç kardeşiz, tek kız benim. Ağabeyim Ahmet (37 yaşında) erken evlendi, şimdi Antalya’da yaşıyor. Ben bir halayım, yeğenim Asena Müjde 15 yaşında, kocaman bir kız oldu. Erkek kardeşim Altay ise müzisyen (Grup Artistanbul’da basgitar çalıyor)… ‘Kız çocukları, babalarına yakındır’ derler ya, doğrudur. Ben resmen babama âşıktım. (Kardeşi Altay’ın da Bursa’da yaşayan annesine çok bağlı olduğunu söylüyor) Babamı 2001 yılında yitirdim, bu dünyadaki en büyük kaybım odur. O çok şahane bir adamdı, baba-kız sürekli dertleşirdik, birlikte birahaneye bile giderdik. Hayata sıkı sıkı sarılmamızı, tutunup düşmememizi isterdi, bizleri ‘bir gün öleceğim’ diyerek bugünlere hazırladı. Onun varlığını hissediyorum ve babam hala hayatımda.







—Sunuculuk mu, oyunculuk mu?

Öncelikle mükemmeliyetçiyim. Sunuculuğa yıllarımı verdim ve artık ulaşabileceğim en uç noktaya geldim. Oyunculuk ise gelişime ve ilerlemeye çok açık. Görsel, işitsel, düşünsel, bedensel bir zanaat... Görüyorum, öğreniyorum, uyguluyorum. Kendimi daha iyi olmaya motive ediyorum. En iyi rolümü oynamadım daha… Ve en iyisini ortaya koymadan, performansımı doruklara çıkartamadan göçüp gitmek fikri de var. İşte oyunculuk böylesine büyük bir deniz… Belki de bu yüzden ayrı düştüğüm her an kameranın sesini özlüyorum.




—Trafik kazasında yaşamını yitiren ‘Efsane Vali’ Recep Yazıcıoğlu’nu anlatan “Vali” adlı filmde oynuyorsunuz. Canlandırdığınız karakteri sizden dinleyelim.

Politika ile fazla ilgilenmem ancak aydınlık bir kafa olan Recep Yazıcıoğlu ilgimi çekmişti. Doğru dürüst politikacılar ve bürokratların sayısı çok az ve onlar ne yazık ki erken yok oluyorlar. Enerji kaynaklarımızı ve ülkemize dair zenginlikleri yabancılara peşkeş çekenler ise ya bulundukları konumu koruyor ya da hızla yükseliyorlar. Ben gelecek adına güzel cümleler kuran, rafting, yamaç paraşütü, su kayağı, aklınıza alternatif ne spor gelirse onunla uğraşıp gençlere örnek olan Recep Yazıcıoğlu için bu filmde rol almayı istedim. Filmde müsteşar yardımcısı ‘Ceyda Aydın’ı canlandırıyorum. Döpiyes, makyaj, ciddi bir ses tonu ve kedi gibi hep dört ayağı üstüne düşen bir kadın… Ceyda kötü bir karakter… Biri idealist diğeri statükocu iki tip bürokrat var, yani anlayacağınız başbakan bile değişir, Ceyda Aydın gibileri değişmez. Vali’nin yönetmeni ise yine Yazıcıoğlu’nu anlatan “Köprü” dizisini de çeken Çağatay Tosun… Erdal Beşikçioğlu, Uğur Polat, İsmail Hacıoğlu, Özgür Çevik, Şemsi İnkaya, Hakan Boyav, Ayşegül Ünsal, Gökhan Soylu, Türkü Hazer ve Hakan Gerçek de filmin diğer oyuncuları… Vali’nin yüzde 80’i Recep Yazıcıoğlu’nun son görev yeri Denizli’de çekildi ve film Ocak ayında vizyona girecek.




—Seçme şansınız olsaydı, yurtiçi ve yurtdışında hangi yönetmenlerle çalışmak isterdiniz?

Türkiye’de Reha Erdem, Çağan Irmak ve Nuri Bilge Ceylan… Yurtdışında ise Francis Ford Coppola, Martin Scorsese, Oliver Stone, Yimou Zhang, Kim Ki Duk ve Wong Kar Wai’nin çektiği filmlerde oynamak isterdim.

—Yakın tarihte bir dizi projesi var mı?

Türkmax kanalında yayınlanacak ve 10 gün sonra çekimlerine başlayacağımız “Nerede Kalmıştık” adlı dizide oynayacağım. Bu bir sitcom ve İspanyol televizyonlarında çok tutan bir yapımdan esinlenildi. Başrollerde Haluk Bilginer, Deniz Arcak, Celal Kadri Kınoğlu, Füsun Erbulak ve ben varım. 12 Eylül 1980 darbesi sonrası 20 yaşındaki solcu genç komaya girer ve günümüzde uyanır (güzelim Elveda Lenin filmindeki anne geldi aklıma). Onun kafası genç, bedeni yaşlıdır ve istisnasız her şey değişmiştir. Dizide İstanbul’da yaşayan ailenin İzmir’deki uzak akrabaları Alara’yı canlandıracağım. Alara, yıllarca gününü gün eden, sosyetik bir yaşam sürmüş ve artık bundan sıkılmıştır, insanlara yakınlaşmak, değişmek, dönüşmek istemektedir. Ve ver elini İstanbul… Türkmax’i seçmem ve orada mutlu olmamdaki birinci etken (Şebnem Dönmez geçen yıl aynı kanalda Herşeyi Bilmek Gerekmiyor adlı yarışma programını sunmuştu), bu kanalda reyting kaygısının bulunmamasıdır. Çünkü diğer kanallarda diziler yarış atı muamelesi görüyor ve bu nedenle sürekli kaliteden ödün veriliyor. Ve Türkmax’de insan muamelesi görüyorsun, oyuncuya özel bir oda veriliyor, odasına üzümler, kekler, içecekler konuluyor ve her ihtiyacı karşılanıyor. Belki önemsiz görünebilir ancak oyuncular için alternatif bir kanalın varlığı çok ama çok önemli…



—Geçen sene tiyatro vardı, peki bu yıl?

Tüm dünyada büyük ilgi uyandıran İngiliz yazar Michael Frayn’ın coşkun, çılgın ve dalavereli farsı (kaba güldürü) ‘Oyunun Oyunu’nda yer aldım. Sahnede iki karakteri, Brooke ve Vicki’yi canlandırdım. Bu benim ilk profesyonel tiyatro deneyimim idi, önce ürktüm ve çekindim sonra gerçekten sahneyi çok sevdim. İlk fırsatta tekrar denemek ve oynamak isterim.

—Film, dizi ve tiyatroyu konuştuk, sıra geldi eğlenceye… Sizin sunduğunuz doğaçlama komedi programı “Laf Ebeleri” bu sezonda sürecek mi?

Laf Ebeleri’nde bizler ve ekranları başında bizi izleyenler çok eğleniyoruz. Ve bu sezon çıtayı daha da yükseltiyoruz. Çünkü programın çekimleri Yeditepe Üniversitesi’nde yapılacak ve canlı yayınlanacak. Altı oyuncunun kendi aralarında yaptığı egzersiz artık daha da komik olacak. Canlı yayında dikkat edilmesi ve küfredilmemesi gerekiyor. Ve dolayısıyla Laf Ebeleri artık daha da tehlikeli…




—Film, tiyatro, dizi, sunuculuk… Üstüne kliplerde oynuyorsunuz, ‘Live Earth İstanbul’un basın sözcülüğünü üstleniyorsunuz, bir güzellik firmasının yüzü oluyorsunuz. Ve hala insanlar diyor ki, Şebnem Dönmez niye kayıp, neden ortalarda görünmüyor?

Çünkü pek çok insan benim magazinsel işlerde görünmemi istiyor, skandallar ve benden uzak olan her şeyle… Ancak ben çalışıyorum, didiniyorum, emek veriyorum, sanat, eğlence ve kalite adına ortaya bir şeyler koymaya uğraşıyorum. Yıllar sonra yeni yeni para kazanmaya başladım, inanın evimde ve işimde mutluyum. Magazin haberlerini ben de okurum ancak özel hayata saygı duyarım, saygı duyulmasını beklerim. Bazen alıyorum elime gazeteyi, bir ünlüyle ilgili haberi okuyorum ve sonra üzülüp, sinirleniyorum. Yahu ciğerlerine dek kendini anlatmanın, sergilemenin ne anlamı var. Örneğin Denizli’de gazeteciler sordu, ‘Vali filminde seksi bir müsteşar yardımcısını mı canlandıracaksınız?’ diye… İnanılmaz… Seksi ve müsteşar yardımcısı yan yana gelemeyecek iki kelimedir. Konuyla ilgili soru sorun dersiniz sorulmaz, sizin ile söyleşi yapılır, verdiğim doğru düzgün yanıtlar, çıkmaz, kullanılmaz. İşte bu yüzden sanatta varım, magazin de yokum diyorum. Kolay kolay röportaj vermiyorum.




—Son sorum gündelik hayat ve ilişkiler üzerine… Şebnem Dönmez kendine ne kadar vakit ayırabiliyor, iç dünyasında neler olup, bitiyor?

Şimdi bu kadar işi (prova, çekim, vs…), aslında Pazartesi ve Salı gününe sığdırıyorum ve bana beş tam gün kalıyor. Evde kitap okuyorum (yüz yıllara seslenen klasikleri seviyor), film izliyorum (felsefeyle harmanlanan, yüksek estetik ve oyuncuların fiziksel performansıyla taçlanan Uzak Doğu sinemasına hayran), erken saatlerde sahilde yürüyüşe çıkıyorum ve doğayı çok seviyorum. Ve hemen hemen her kadın gibi romantik komedi filmlerinden hoşlanıyorum. Sonuç olarak spiritüel bir tipim. Tek başına kalmayı (yalnız kalmanın zorunluluktan, tek başına kalmanın ise seçimden kaynaklandığını belirtiyor) iç huzurumu bulmayı seviyorum. Evde kalıp, telefonu kapatıp dinlenmeye ve kendimizi dinlemeye hepimizin ihtiyacı var. Çünkü çok fazla hengâme, çok fazla koşuşturmaca beni ‘bir şeyler yanlış mı gidiyor’ sorusuna ve ruh haline sürükler. Ev bundan dolayı limanımdır. Tek başına olmasını becerebilen biri hem kendisiyle hem çevresiyle barışıktır. Tek başına tutunabilen biri, yaşadığı ilişkiyi de güzelleştirir ve büyütür. Nedeni şu ki; sen sırılsıklam âşık da olsan birlikteliği paylaştığın kişinin hayatını yaşayamazsın. Neyse… Bu sorunu kim çözebilmiş ki… Belki çözülmemesi gerekiyor belki de birebir kendin öğrenmen... Ve acı… Bu duygu insanı insan yapar. İçindeyken anlayamazsın, çıktıktan sonra ziyadesiyle kavrarsın. Empati kuran insana, kendisiyle yüzleşebilen insana saygı duyarım. Hatayı önce kendimde ararım ve hata yapmaktan asla çekinmem. Öte yandan derdini anlatan bir arkadaşımı, bir dostumu iyi dinlemedim mi, doğru yanıt veremedim mi ve niye şu lafı ettim ki diye düşünecek kadar da hassas bir insanım.


Cumhuriyet Hafta Sonu / 27 Eylül 2008
VALİ'NİN BASIN BÜLTENİ...
VALİ’nin Çekimleri Denizli’de Başladı…

Erdal Beşikçioğlu, Uğur Polat, İsmail Hacıoğlu, Şebnem Dönmez, Şemsi İnkaya, Özgür Çevik, Ayşegül Ünsal, Gökhan Soylu ve Hakan Boyav Oynuyor…

Koliba Film, merhum Recep Yazıcıoğlu’nun yaşamından ekranlara uyarlanan ve rating rekorları kıran Köprü dizisinin ardından, “Süper Vali”nin yaşamından yola çıkarak Türkiye’de yaşanan sorunlar ve ardındaki gizli odakları Beyazperde’ye yansıtacak bir filme imza atıyor: VALİ…

Çekimleri Recep Yazıcıoğlu’nun en son görev yaptığı Denizli’de başlayan film, Ocak ayında, hem tüm Türkiye’de hem de Avrupa’da aynı anda vizyona girecek. Süper Vali’yi Erdal Beşikçioğlu’nun canlandıracağı filmde, Uğur Polat, İsmail Hacıoğlu, Şemsi İnkaya, Şebnem Dönmez, Hakan Boyav, Ayşegül Ünsal, Özgür Çevik ve Gökhan Soylu rol alıyor. Yapımcılığını KOLİBA FİLM/ Ata Türkoğlu, yönetmenliğini Çağatay Tosun’un üstlendiği VALİ’nin müziklerini ise Gökhan Kırdar/LOOPUS hazırlıyor. Senaryoyu ise Çağatay Tosun ve Batur Emin Akyel kaleme aldı.

Ocak ayında gösterime girecek Vali filmine Denizli halkının büyük ilgi gösterdiğini belirten Yapımcı Ata Türkoğlu, “Başta Denizli Valisi Sn. Yavuz Erkmen olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlarıyla Denizlililer filme sahip çıktı… Merhum Recep Yazıcıoğlu’na olan sevgi ve bağlılıklarını Vali’ye gösterdikleri ilgiyle kanıtladılar… Filmin galasını da Süper Vali Yazıcıoğlu’nun en son görev yaptığı bu ilimizde yapacağız… Eğer şartlar elverirse Denizli Meydanı’na dev bir sinema perdesi koyarak halkın valisinin filmini tüm halka izlettirmeyi düşünüyoruz “ dedi.


Vali filminin çekimleri Denizli’nin ardından Uşak, Ankara ve İstanbul’da sürecek…
Vali Faruk Yazıcı’nın en son görev yeri Denizli merkezli olacak filmin ana eksenine ise yine bir dünya ve Türkiye meselesi olan “enerji” konusu oturuyor. Bilindiği gibi Yeniçağ dünyasında gizli ve açık bir biçimde sergilenen politik oyunlar-komplolar ve uluslararası ilişkilerin çıkar noktasında enerji meselesi bulunuyor. Filmde, özellikle bu konuda Türkiye’nin ve Türk insanının içine çekilmeye çalışıldığı bir komploya tanık olacağız.

Vali’de enerjiye konu olan madde ise uranyum madeni. Türkiye’nin çok zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına sahip olduğu halde enerji bakımından nasıl yoksul ve yoksun bırakılarak dışa bağımlı, kendine yetemez bir hale getirilişine, bu oyunun aktörleri ile bu oyunu bozmak isteyen vatansever karakterlerin mücadelesine tanık olacağız.

Filmde, akıllarda soru işareti bırakarak hayata veda eden devlet adamlarının şüpheli ölümleri, faili meçhul cinayetlere de gönderme yapılarak bu eksende kurulmuş bir komplo düzenine parmak basılacak.

Vali Faruk Yazıcı’nın neredeyse çocukluktan beri arkadaşı olan MTA Mühendisi Ömer Uçar ve mühendis arkadaşlarının, bölgedeki zengin uranyum madeni yatağıyla ilgili elde ettikleri bilgi üzerine başlayan şüpheli ölümler… Birbiri ardına kaybedilen pırıl pırıl, vatansever, fedakar bilim adamlarımız, mühendisler… Ve bu düzenin sürmesini isteyen sermayenin ardındaki gizli ve açık güçler… Kısacası Vali, Türkiye çıkarlarını koruyup ülke insanlarının menfaati için elini taşın altına koyanlarla, taşları yukarıdan üstümüze yağdıran çıkar grupları arasındaki çekişmenin hikayesini anlatıyor…

YAPIMCI : Ata Türkoğlu/Koliba Film
YÖNETMEN : M. Çağatay Tosun
SENARYO : M. Çağatay Tosun, Batur Emin Akyel
MÜZİK : Gökhan Kırdar/Loopus
GÖRÜNTÜ YÖN. : Ferhan Akgün
SANAT YÖN. : Buket Kalyoncu
OYNAYANLAR : Erdal Beşikçioğlu, Uğur Polat, İsmail Hacıoğlu, Şemsi İnkaya, Şebnem Dönmez, Özgür Çevik, Hakan Boyav, Ayşegül Ünsal, Gökhan Soylu, Türkü Hazer, Hakan Gerçek
VİZYON TARİHİ: Ocak 2009

1 yorum:

Anne Seyab dedi ki...

O bizim ailenin şekeri...