Venezüella’nın sosyalist lideri Hugo Chavez, uzlaşma görüşmelerini “büyük bir hata” olarak yorumlarken Bolivya’nın ilk yerli Devlet Başkanı Evo Morales, Honduras’taki darbenin arkasında uyuşturucu baronları ile ABD’nin olduğunu söyledi. Morales, 1978 yılında askerlik yaptığı sırada ordunun yönetime el koyduğunu hatırlatarak, “Yungas bölgesindeki koka üreticileri hareketini bastırmamız için bizi yolladılar. Çiftçiler üzerimize ateş açtı. Demokrasiyi savunmak için hazırlık yapmışlardı. Gencecik askerler emirlere uymaktan başka ne yapabilirdi ki?” dedi. AA ise haberi, “Morales eskiden zoraki darbeciymiş” başlığıyla sundu.
12 Temmuz 2009 Pazar
Darbeler dalgası uyarısı
Venezüella’nın sosyalist lideri Hugo Chavez, uzlaşma görüşmelerini “büyük bir hata” olarak yorumlarken Bolivya’nın ilk yerli Devlet Başkanı Evo Morales, Honduras’taki darbenin arkasında uyuşturucu baronları ile ABD’nin olduğunu söyledi. Morales, 1978 yılında askerlik yaptığı sırada ordunun yönetime el koyduğunu hatırlatarak, “Yungas bölgesindeki koka üreticileri hareketini bastırmamız için bizi yolladılar. Çiftçiler üzerimize ateş açtı. Demokrasiyi savunmak için hazırlık yapmışlardı. Gencecik askerler emirlere uymaktan başka ne yapabilirdi ki?” dedi. AA ise haberi, “Morales eskiden zoraki darbeciymiş” başlığıyla sundu.
Gönderen
Alper TURGUT
zaman:
08:28
0
yorum
Etiketler: evo morales, fidel castro, honduras, hugo chavez, latin amerika, manuel zelaya, oscar arias
04 Temmuz 2009 Cumartesi
19 OCAK'I HATIRLIYOR MUSUNUZ?
Arkadasimiz, agabeyimiz, kardesimiz Hrant Dink 2,5 yil once katledildi.
19 Ocak gunu islenen cinayetten beri olanlari hep birlikte takip ettik. Hrant Dink davasinin magdurlari, taniklari ve takipcileri olarak davalarin pesini hic birakmadik. Her dava gunu, arkadasimizi katleden karanliga karsi sesimizi cikartmak icin Besiktas'ta bulustuk. 19 Ocaklarda, Hrant Dink'i anmak icin vuruldugu yerde biraraya geldik.
Bu kez, 4 Temmuz Cumartesi gunu saat 18.30'da Galatasaray Meydani'nda bir araya gelecegiz. Hrant icin, adalet icin bir vicdan zinciri olusturacagiz. Bir kez daha kalabaliklarla, hem 6 Temmuz sabahi 2. yilini tamamlayacak olan mahkemeyi hatirlayacagiz, hem de arkadasimizi anacagiz.
4 Temmuz'da 18.30'da
Galatasaray Meydani'nda,
6 Temmuz'da 10.00'da
Besiktas Meydani'nda.
Hrant icin Adalet icin.
Gönderen
Alper TURGUT
zaman:
04:57
0
yorum
Etiketler: 19 ocak, beşiktaş meydanı, galatasaray meydanı, hrant dink, vicdan zinciri
19 Haziran 2009 Cuma
PVSK 53 kişiyi öldürdü
Buna göre, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun (PVSK) değiştirildiği Haziran 2007'den bu yana, polisin silah kullanması nedeniyle ya da kişilerin güvenliğinden sorumlu olduğu gözaltı merkezlerinde, toplam 53 kişi öldü. Bunlardan 13'ü karakollarda öldürüldü.
Polis 'dur'madı 40 kişiyi öldürdü
TİHV raporunda, "Uluslararası normlara göre kolluk kuvvetleri sadece kendisine ve başkalarına yönelik yakın yaşamsal bir tehlike halinde silaha başvurabilir. Oysa PVSK'de yapılan değişiklikle, kolluk kuvvetleri ortada hiçbir tehdit yokken dahi kendilerine tanınan silah kullanma yetkisini en geniş biçimde kullanmıştır" deniliyor.
Polis öldürmediklerine ise işkence yaptı. Bu sürede toplam 416 işkence ve kötü muamele olayı gerçekleşti. TİHV raporunda, bunların dağılımıysa şöyle:
Kaba Dayak: 230 , Hakaret: 57 , Biber Gazı: 47 , Tehdit: 34 , Basınçlı Su ve Soğuk Su Tutma: 11 , Sözlü Taciz: 7 , Öldürme Tehdidi: 5 , Tecavüz tehdidi: 5 , Haya Burma: 4 , Soğuk ve karanlık bir ortamda bekletme: 3 , Diz üstünde veya hareketsiz bekletme: 3 , Aç ve susuz bırakma: 2 , Copla tecavüz: 2 , Nefessiz bırakma: 2 , Çıplak bırakma: 2 , İstenilmeyen hareketlere zorlama: 2
Bu olayların çoğunun, 168'inin sokakta gerçekleşmesi, resmi mekan dışı işkencenin yoğunluğunu gösteriyor. 109 olaysa karakollarda gerçekleşti.
TİHV: Münferit değil sistematik
İki yılda, 47 ilde meydana gelen en az 331 olay sonucunda en az 1.605 kişi çeşitli hak ihlalline maruz kaldı. En fazla hak ihlali 109 olayla İstanbul, 23 olayla İzmir, 17'şer olayla Diyarbakır ve Hakkari, 16 olayla Van, 14'er olayla Ankara ve Adana'da gerçekleşti.
TİHV bu verileri "PVSK'de yapılan değişiklik sonucu gerçekleşen ihlallerin münferit değil aksine sistematik ve tüm ülke sathında nedenli yaygın olduğunu açıkça gösteriyor" diye yorumluyor.
Gönderen
Alper TURGUT
zaman:
14:11
0
yorum
Etiketler: baran tursun, biber gazı, copla tecavüz, festus okey, feyzullah ete, haya burma, kaba dayak, PVSK, TİHV, çağdaş gemik
Kayıplar bulunsun hesap sorulsun
Gönderen
Alper TURGUT
zaman:
13:54
0
yorum
Etiketler: emine ocak, erhan arık, hasan ocak
Uğur Kaymaz'a 13 kurşun daha
Gönderen
Alper TURGUT
zaman:
13:49
0
yorum
Etiketler: uğur kaymaz, yargıtay
BU BİR ACİL HAYAT ÇAĞRISIDIR KAYITSIZ KALMAYIN
Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından verilen hapis cezasının infazını çekmek üzere Elbistan Kapalı Hapishanesi'nde tutulduğu sırada Kanser hastalığına yakalanan Güler ZERE, gerek hastalığının geç teşhis edilmesi gerekse de teşhis edilen hastalığının tedavisinin “tedavi sırası” ve “mahkum koğuşunda yer bulunmaması” gerekçeleriyle başlatılmaması nedeniyle bugün ölümün kıyısına gelmiş durumda.
“Hükmedilen sürede özgürlükten yoksun bırakılmaktan ibaret” olan “cezaya içkin olan elem ve kederin etkisinin arttırılması açık bir kötü muamele olarak kabul edilmelidir. Keza kötü muamele için, bir tutukluya zarar vermek niyeti taşımak gerekmez; hizmet sunumunda “tümden yetersizlik ya da bir dizi bireysel olay” sonucu kayıtsızlık da aynı sonuca yol açabilir. Tedavi olanaklarının sağlanmasındaki başarısızlık/kayıtsızlık bu kapsamda değerlendirilmelidir. Nitekim tedavi süresi boyunca infaz idaresi tarafından sergilenen kayıtsızlık, sağlık tablosu açısından geri dönülemez bir noktaya gelinmesine neden olmuştur. Bu durumda İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’ nin 2. maddesi ile güvence altına alınan “yaşama hakkı” , 3. maddesi ile güvence altına alınan “işkence ve fena muamele yasağı”nın açık şekilde ihlal edildiği anlaşılmaktadır.
5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 16. maddesi uyarınca cezanın amacı dışında etki yaratabileceği anlaşılan hallerde infazın geri bırakılacağı düzenlenmiştir. Maddenin 2. fıkrası uyarınca tıbben tedavisine olanak bulunmayan veya tedavisi uzun sürebilecek bir takım hastalıklar halinde cezanın hastane mahkûm koğuşunda infazında hükümlünün hayatı için kesin bir tehlike oluşturuyorsa cezanın infazı geri bırakılacaktır. Güler ZERE’nin tutulduğu hastalığın türü, tedavi sürecinde yaşanılan olumsuzluklar birlikte değerlendirildiğinde durumun bu kapsamda değerlendirilmesi zorunludur. Ancak bu zorunluluğa karşın, bugüne kadar bu yönde yapılan başvurulardan herhangi bir sonuç elde edilememiştir.
Güler ZERE açık yasa hükümleri dikkate alınarak derhal serbest bırakılmalıdır. Aksi tutum ve uygulamanın yeni bir ölüme neden olacağı unutulmamalıdır. Kamuoyunu bu ölüme izin vermemeye çağırıyoruz.
HALKIN HUKUK BÜROSU
PROTESTO İÇİN
TC. Adalet BAKANLIĞI
06669 KIZILAY/ANKARA
TEL:90(312)417 77 70
FAKS:90(312)419 33 70
Gönderen
Alper TURGUT
zaman:
13:33
0
yorum
Etiketler: balcalı araştırma hastanesi, güler zere, halkın hukuk bürosu, karataş hapishanesi, tecrit, tretman, çukurova üniversitesi
15 Haziran 2009 Pazartesi
“Benim Babam Bir Kahramandı”
Çetin Emeç, Turan Dursun, Musa Anter,
Uğur Mumcu, Metin Göktepe, Ahmet Taner Kışlalı,
Cavit Orhan Tütengil, Doğan Öz, Bedri Karafakioğlu,
Bedrettin Çömert, Cevat Yurdakul, Nesimi Çimen,
Muhlis Akarsu, Hasret Gültekin, Sevinç Özgüner,
Behçet Aysan, Necip Haplemitoğlu, Aziz Nesin,
Kemal Türkler, İlhan Erdost, Ümit Doğanay,
Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Metin Altıok,
Onat Kutlar, Asım Bezirci, Asaf Koçak,
Ahmet Kaya, Hrant Dink,
Ve Diğerleri…
Yakın tarihimiz temelde bağımsızlık ve uygarlık adına emek verenlerin tırpan gibi biçildiği bir kanlı süreçtir. Dünden bu güne gelindiğinde çağdaşlık ve aydınlık yolunda yitirdiğimiz aydınlarımızın unutulmaya yüz tutmuş olmasını içimize sindiremiyoruz. Ülkesini ve halkını seven bu “gerçek” insanların, düşüncelerinin şiddet yolu ile sindirilmesini, yok edilmeye çalışılmasını kınıyor ve bunun çıkar yol olmadığını gururla haykırıyoruz. Ama bu aydınların düşünceleri yüzünden kurşunlara ve bombalara hedef olduğu gerçeğini maalesef değiştiremeyiz. Başka bir ülke yoktur onlarca aydınını kurşunlara hedef etmiş ve bu denli yönetenlerce sahiplenilmemiş olsun.
Düşüncenin özgürce ifade edilebileceği bir ülke arayışını dün aydınlarımız, bugün de biz sürdüyoruz. Düşüncelerinin bedelini canlarıyla ödeyen bu aydınlarımızın acılarının sadece ailelerinin değil, tüm toplumun olduğunu belirtmek istiyoruz.
Türkiye’de bir ilk olan bu etkinlikte, yakın tarihimizde katledilen tüm aydınlarımızı çocukları ve aileleriyle beraber babalar gününde anacağız Onlar yalnızca aileleri için değil, sosyal işlevleri ve uğrunda savaştıkları ilkeler ile onları yok eden bilinçli odakların bilinçsiz maşalarının da geleceği için bir umut idi. Bunun bilincine varan tüm insanların, düşünce farklılıklarına kanıtlanabilir düşünce ile yanıt vereceği, şiddetin her türlüsünün reddedileceği bir toplum kurma yolunda bizimle birlikte yürümesi gerektiğini biliyor ve davet ediyoruz.
Bu etkinlik ailelerinin bireysel acı ve sıkıntılarını dile getirmek amaçlı değildir. Ancak onların kimliğinde topluma yitirilmiş belleğini kazandırmak adına bir dönüm noktası olması hedeflenmektedir. Toplumumuzun bugün geldiği noktada, yitirdiğimiz sanat, bilim, hukuk ve felsefe emekçisi değerlerimizi anmak, uğraşı ve kişiliklerini anımsamak yolumuzu aydınlatacaktır.
Bu olağanüstü projede katılım ve desteğiniz sosyal sorumluluk adına hepimiz için onur verici olacaktır.
Düzenleme komitesi
Dr. Canan Kaftancıoğlu
Dr. Ali Naki Kaftancıoğlu
Öztürk Tatar
Emin Yılmaz
Tarih: 21 Haziran pazar günü Saat: 19.30
Yer: Esenkent Rıfat Ilgaz Açıkhava Tiyatrosu Esenyurt/İstanbul
Bilgi: 0555 254 27 26
Gönderen
Alper TURGUT
zaman:
14:45
0
yorum
Etiketler: ahmet kaya, bahriye üçok, behçet aysan, doğan öz, hasret gültekin, hrant dink, muhlis akarsu, nesimi çimen, onat kutlar










