9 Kasım 2007 Cuma

Masumiyetin Dili



Alper Turgut

Ülkem ABD işbirlikçisidir...

Güney Koreli Katolik Rahip Jae-Bok Kim, işgal altındaki Irak'a asker gönderme kararı alan hükümetini kınamak amacıyla, 58 gün açlık grevi yaptı. Çünkü savaşın olmadığı bir dünyada, barış içinde yaşamak onun için her şeyden önemliydi. Ülkesindeki savaşa, yine ABD'nin isteğiyle Türkiye asker gönderdiğinde Kim, henüz doğmamıştı. Türkiye ise yüzlerce ölü ve yaralıyla NATO'ya sadakatini kanıtlamıştı! Kim bugün 43 yaşında. İstanbul'da nihai oturumu görülen Irak Dünya Mahkemesi'nin Vicdan Jürisi üyesiydi.

-Açlık grevi eylemine nasıl karar verdiniz?

Hükümetimiz Irak'a asker göndermeyi kararlaştırınca benim gibi rahip olan bir arkadaşımla birlikte açlık grevi eylemi yapma kararı aldık. Barışçıl olduğunu düşündüğümüz eylemimiz sırasında, ciddi bir sağlık sorunu yaşamadım.

-Hükümetiniz, Kore Savaşı sırasındaki Amerikan yardımı nedeniyle bugün minnet borcunu mu ödüyor?

Bu kesin bir geri ödeme değildir. 3 bin 600 Güney Kore askeri Irak'a gönderildi. Irak'taki işgal güçleri arasında, ABD ve İngiltere'den sonra en çok askeri bulunan ülke bizim ülkemiz. Güney Kore, ABD'nin en büyük destekçilerinden ve işbirlikçilerinden. Devletin tavrı böyleyken Güney Kore halkı ise tam anlamıyla savaşa karşı. Zaten Irak savaşından sonra tüm dünyada, barış isteyenlerin sesi daha da gür çıkmaya başladı. Savaşın acısını yaşayan bir ülke olarak Güney Kore'nin de buna duyarlı olduğunu gözlerimle gördüm.

-Sınır komşunuz Kuzey Kore de, ABD'nin ilan ettiği "şer ekseninde" yer alıyor. Ülkenizdeki savaş karşıtlarının, olası bir savaş durumunda tepkisi ne olacak?

ABD ordusunun, Kuzey Kore'ye savaş açması durumunda, Güney Kore halkı ve savaş karşıtları ayağa kalkardı. Hatta istila ve işgale son verebilmek için Kuzey Kore halkıyla birlikte ABD'ye karşı savaşırdı.

Biz yasal bir adalet istiyoruz

Arjantinli Taty Almeida, kayıp çocukları için mücadeleye atılan "Las Madres de Plaza de Mayo", bizdeki adıyla "Perşembe Anneleri" hareketinin faal bir üyesi. Tıp fakültesi öğrencisi 20 yaşındaki oğlu Alejandro N. Almeida 17 Haziran 1975'te kaybedildi. 75 yaşındaki Almeida, o tarihten bu yana, yani tam 30 yıldır oğlunun izini sürüyor. Üzerine Alejandro'nun kaybolduğu tarihi yazdığı beyaz başörtüsünü başına bağladı, Türkçe "Hesap Ver Bush" ile oğlunun resminin olduğu rozetleri yakasına iliştirdi ve geçti oturdu, Vicdan Jürisi'ndeki koltuğuna...

-Arjantinli kayıp yakınları, mücadeleye nasıl başladılar ve siz katılmaya ne zaman karar verdiniz?

Bundan 28 yıl önce, "çocukları aramak ve hesap sormak" isteyen 14 annenin, başkent Buenos Aires'teki hükümet binasının karşısındaki alanda toplanmasıyla başladı, her şey. Bense, biri kız üç çocuğuyla, siyasetten uzak yaşayan bir kadındım. Ortanca oğlum Alejandro, yaşadığı dünyayı değiştirmek isteğiyle politikaya atıldığı için gözaltına alındı ve kaybedildi. Büyük oğlum ise darbenin ardından birçokları gibi Arjantin'den kaçtı. Cunta 30 bin kişiyi ya kaybetmiş ya da katletmişti, ben de vakit kaybetmeden beyaz başörtülü anaların arasına karıştım.

-"Perşembe Anneleri" ile aynı kaderi paylaşan "Cumartesi Anneleri" hakkında bir bilginiz var mı?

Bazı anneler, "Dünya Kayıplar Günü" nedeniyle 5 yıl önce Türkiye'ye gelmişti. Türkiyeli ve Arjantinli kayıp yakınları, evlatlarını simgeleyen fidanları birlikte dikmişlerdi. İsviçre'de gerçekleştirilen bir toplantıda ise, Hasan Ocak'ın annesi Emine Ocak ile tanışmıştım. Irk, din, dil fark etmez. Her annenin arkasında bir hayat hikâyesi var.

-Arjantin'de kayıp yakınlarının mücadelesi bugün ne durumda? Ülkeniz cuntanın açtığı yaraları sarabildi mi?

Annelerin kimi öldü, kimisi hasta ama mücadelemiz sürüyor. Herkes bulunduğu yerden, gerçeği ve adaleti istiyor. Biz yasal bir adalet istiyoruz. Öç alma durumu yok. Böyle olursa onlara benzeriz.
İçeriden kurtulanlar ve arada bir ortaya çıkan listeler sayesinde, darbecilerin o yıllarda, 650 tutuklama merkezi açtığını, hamile kadınları öldürüp, bebeklerini evlatlık olarak dağıttıklarını ve evlatlarımızın en son işkencehanelerde görüldüklerini öğrendik. Analar, evlatlık olarak verilen 500 torundan 80'ini yıllar sonra buldu. Darbeciler ise toplumsal adalet duygusuyla karşı karşıya kaldılar. Görüldükleri yerde yuhalanıyorlar. İnsan arasına çıkamıyorlar. Onları rahat bırakmıyoruz...

Cumhuriyet Pazar Dergi / 03-07-2005

Hiç yorum yok: