erol zavar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
erol zavar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ağustos 2009 Cumartesi

Binler Güler'e Özgürlük İstedi





HALKINSESİ TV / İstanbul Taksim Tramvay Durağı'nda bir araya gelen binlerce kişi Güler Zere'ye ve bütün hasta tutuklu ve hükümlülere özgürlük talebini haykırdılar. "Kanser Hastası Güler Zere'ye Özgürlük Hasta Tutsaklar Serbest Bırakılsın" yazılı bir pankartın açıldığı eylemde pankartın yanında üzerinde serbest bırakılması gereken hasta devrimci mahkumların isminin yazılı olduğu büyük boyda bir döviz taşındı. Tramvay Durağı'nda toplanan 3 bin kişi "Güler Zere'ye Özgürlük, Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur, Katil Devlet Hesap Verecek, Bedel Ödedik Bedel Ödeteceğiz" sloganlarıyla İstiklal Caddesi üzerinden Galatasaray Lisesi önüne kadar yürüdü.



Galatasaray Lisesi önüne gelindiğinde DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün bir konuşma yaptı. Hapishanelerdeki tutuklu ve hükümlülerin iki defa cezalandırıldıklarını söyleyen Görgün; devrimci mahkumların zaten hapishaneye konularak haksızlığa uğrarken, hapishanede de tecrite maruz kaldıklarını, hastalıklarının bile dikkate alınmadığını, tedavilerinin yapılmadığını söyledi.


Görgün'ün ardından Ufuk Uras söz alarak; Cumhurbaşkanı'nın "elimizde dosya yok" sözlerinin gerçek olmadığını, daha önce Erol Zavar başta olmak üzere hasta devrimci tutuklu ve hükümlülerle ilgili dosya hazırlayıp cumhurbaşkanlığına verdiklerini söyledi. Uras önümüzdeki hafta aynı dosyayı yeniden cumhurbaşkanlığına götüreceklerini ekledi. Uras, Adli Tıp Kurumu'nun sadece Pinochet Şilisi'nde ve bizde bu şekilde işlediğini belirterek bu kurumun yerine kitle örgütlerinin denetiminde yeni bir kurum olmadan mahkumların ölmeye devam edeceğini söyledi.


Uras'tan sonra şair Sennur Sezer "hem cennetimiz hem cehennemimiz olan ama bizim olan bu ülkede adalet istiyoruz" dedi. Eylemde son olarak eylemi örgütleyen devrimci kurumlar, demokratik kitle örgütleri ve partiler adına hazırlanan açıklamayı Av. Taylan Tanay okudu. Tanay; Güler Zere için Çukurova Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından yaşamını ağır risk altında olduğu, cezaevi ve mahkum koğuşlarında sağlıklı olarak tedavisinin yapılmasının mümkün olmadığına dair rapor verildiğini hatırlattı. Hiçbir yasal zorunluluk olmamasına rağmen bu raporların yok sayılarak Güler Zere'nin Adli Tıp Kurumu'na sevk edildiği söylenen açıklamada "28 saatlik ölüm yolculuğundan sonra ancak 5 dakika süren bir kontrol sonrasında Adli Tıp İhtisas Kurulu Zere'nin infazının ertelenmesine gerek olmadığına karar vermiştir" denildi. Açıklamada son olarak "Siyasal iktidarı uyarıyoruz. Hükümlülere ilişkin objektif kriterlerden yoksun ve taraflı hazırlanan Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporları dikkate alınmamalıdır. Üniversite hastanelerinden alınan raporlar dikkate alınmalı" diyerek, "hasta olan tutuklu ve hükümlüler derhal sağlığına kavuşturulmalıdır" denildi.


9 Kasım 2007 Cuma

Bu Işık Sönmesin



Tecrit koşullarında kansere şiirle direnen Erol Zavar için...

Alper Turgut

Siiriyle tutunuyor Erol Zavar hayata, daha doğrusu, şiirle meydan okuyor ölüme... "...Hani filmin en güzel sahnesinde/sinemadan çıkar gibi/hayattan çıkıp gidemem(...)/Bunca mazeretim varken/ yaşama dair,/ ölümü aklımdan bile geçirmem/ seviyorum seni hayat/tüm kötü sürprizlerini de..." Tam altı yıldır tecrit koşullarında kansere karşı direniyor Erol Zavar...

Yukarıdaki dizeler, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nin mahkûm koğuşunda yazdığı "Ölümü Ektim Randevu Yerinde-Beklemekten Ağaç Olsun" adlı şiirinden... Zavar'ın cezaevinde olma nedeni, sosyalist bir derginin sahibi ve sorumlu yazıişleri müdürü olması. Müebbet hapis cezasına çarptırıldı ama Zavar hastalığına rağmen umudunu hiç yitirmedi, şiirler yazdı, şiirler biriktirdi ve bir kitap yaptı. Cadde Yayınları'ndan çıkan kitabın adı, "Ölümü Ektim Randevu Yerinde"...

Zonguldak doğumlu Erol Zavar, 39 yaşında ve iki çocuk babası. 1999 yılında mesane kanserine yakalandı. 14 Ocak 2001 tarihinde Ankara'da Terörle Mücadele Şubesi polisleri tarafından gözaltına alındı. İşkence gördü. Üç günlük gözaltı süresinde iki kez hastaneye kaldırıldı... 17 Ocak 2001 tarihinde çıkartıldığı Ankara DGM tarafından tutuklandı. Eskişehir Özel Tip Cezaevi'ne gönderildi... Mayıs 2002 tarihinden itibaren Tekirdağ F Tipi, Edirne F Tipi ve hastaneler arasında mekik dokudu. En son ailesinin bulunduğu Ankara'daki Sincan F Tipi Cezaevi'ne nakledildi.

Kızı Özgecan, kansere yakalandığı yıl doğdu, şimdi 7 yaşında. Oğlu Özgür Deniz ise beş yaşında, babası cezaevindeyken doğdu. Erol Zavar, kucaklayamadığı oğluna şiir yazdı: "Yabancı bir dünyaya merhaba derken/Benim için çok geçti/Senin için erken/ Vakitlerimiz uymadı bir türlü.../Senin yanında bütün sevgilerim/Evimizin erkeği/Hoş geldin".

HÜCREDE TEDAVİ!

Erol Zavar, donanımlı bir hastanede yatarak tedavi olması gerekirken hücrede tutuluyor. Gerekçe Adli Tıp Kurumu'nun verdiği "hastane koşullarında tedavisi mümkün" raporu. Zavar, bugüne dek dokuz kez ameliyat oldu, bedeninden 35 kanserli ur alındı. Sevklerde saldırıya uğradı, dövüldü, taciz edildi. Küfür ve hakarete maruz kaldı. Yetmedi, ameliyat çıkışı yatağına kelepçelendi.

Eşi Elif Zavar'ın öncülüğünde kurulan "Erol Zavar'a Yaşama Hakkı Koordinasyonu", 10 bin imza toplamaktan gösteriler düzenlemeye, suç duyurularından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kapısını aşındırmaya uzun soluklu bir mücadele yürütüyor. Kampanyanın adı "Bu Işık Sönmesin". Vurgu yapılan cümle ise "Tecrit öldürür, dayanışma yaşatır", çünkü Zavar, hastalığıyla, ancak cezaevindeki arkadaşlarının yardım ve destekleriyle baş edebiliyor. Uluslararası İnsan Hakları Dernekleri Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Akın Birdal, Türkiye İnsan Hakları Vakfı Genel Sekreteri Dr. Metin Bakkalcı da, hastalık terminal (geri dönüşsüz) evreye ulaşmadan Zavar'ın tahliye edilmesi gerektiğini savunuyorlar.
Zavar ölüme direniyor, ama tecrit ve cezaevi koşulları buna ne kadar izin verir, bilinmiyor! Oysa Zavar yaşamak ve şiir yazmak istiyor...

Cumhuriyet Pazad Dergi / 09-07-2006