tora pekin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tora pekin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ağustos 2009 Çarşamba

İşkenceyi Yazınca Cezalandırılan Gazeteci AİHM'ye Gitti




Gözaltındaki işkencenin cezasız bırakıldığını duyuran Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Alper Turgut, "yargıyı etkilediği" iddiasıyla mahkum oldu; derdini Türkiye'deki mahkemelere anlatamayınca, tek çare olarak AİHM'ye başvurdu. Avukatı Tora Pekin, "Basın Kanunu'nun 19. maddesi, ifade özgürlüğünün tehdit ediyor" dedi.



Erol Önderoğlu - BİANET



Gözaltında işkencenin zamanaşımına uğramasını haberleştirdiği mahkum edilen Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Alper Turgut, iç hukuk yollarından hakkını arayamadığı için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvurdu.
Ekim Örgütü'ne yönelik operasyonda gözaltında işkence yapmakla suçlanan polisler kurtulurken işkenceyi duyuran Turgut, "yargıyı etkilediği" gerekçesiyle 20 bin YTL para cezasına mahkum edilmişti.


İşkence değil, işkenceyi haberleştirmek suç!


Gazetecinin avukatı Tora Pekin, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 9 Ekim 2008 tarihinde Yargıtay 7. Ceza Dairesi'ne direnen kararından sonra İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi'ne yaptığı itirazdan da sonuç alamadı.



22 Ocak 2009'da Ağır Ceza Mahkemesi de, "İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu"na kanaat getirerek, işkencenin cezasız bırakılmasına dair haberle ilgili davada iç hukuk yollarını tükenmesine neden oldu.


"Adil yargılamaya da basın özgürlüğüne de aykırı"


Polislerin işkence dosyası zamanaşımından düşerken kendisi Basın Kanunu'nun 19. maddesinden suç bulunan gazeteci, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğü hakkı, sözleşmenin 13. maddesinde yer bulan "mahkemeye etkili başvuru hakkı" ve 6. maddesinde tanımlanan "adil yargılanma hakkı"nın gözetilmediğini belirterek şikayetini bu kez AİHM'ye taşıdı.


"19. maddenin bizatihi varlığı özgürlüklere aykırı"


Avukat Pekin, başvurusunda, "Doğru ve gerçek habere karşı hapis cezası getiren düzenleme ölçülülük ilkesinden yoksundur...Basın Kanunu'nun 19. maddesi kesinleşmemiş mahkeme kararları için mutlak bir yorum yasağı getirmektedir. 19. maddenin bizatihi varlığı, hem gazeteciler hem de yurttaşlar için ifade özgürlüğünün sürekli tehdit edilmesine neden olmaktadır ve Sözleşmenin 10. maddesine de aykırıdır" dedi; AİHM'nin The Sunday Times/Birleşik Krallık (26 Nisan 1979) kararını da emsal gösterdi.


Cumhuriyet gazetesinin 18 Ekim 2004 tarihli sayısında yayımlanan "İşkenceye Beraat" başlıklı haber nedeniyle 20 bin YTL para cezasına mahkum etmişti. Haber sahibi belli olduğundan gazetenin diğer yetkilileri hakkında beraat kararı verilmişti.


RSF: İşkenceye tanıklık etmek Türkiye'de risk


Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, işkenceyi haberleştirenlerin ve işkenceye tanıklık edenlerin Türkiye'de ciddi engellerle karşılaştığını açıklamıştı.
Örgüt, 13 Kasım 2008'de yaptığı yazılı açıklamada, bu tespitine dayanak olarak Turgut'un mahkum edilmesi ve CNN Türk'te yayımlanan "Oradaydım" programının yapımcısı Barış Pehlivan ve milletvekiliyken Diyarbakır Cezaevi'nde yaşadıklarını tanıklık eden Nurettin Yılmaz hakkında açılan davayı göstermişti.



9 Haziran 2008 Pazartesi

Haklarımızı aramayı denesek mi?




ALPER TURGUT

Bir gazeteci sözünü asla sakınmaz ve ne olursa olsun hiç yılmaz… Her türlü baskıya rağmen durmadan, duraksamadan hak, hukuk, adalet haberleri yapar. Toplumun tüm kesimlerine gerçeği yalnızca gerçeği haykırmak ve iyiyle doğrunun yanında kalmak adına… Bu bizim en büyük sermayemizdir. Ancak ve ne yazık ki; kendi haklarımızı savunmaktan yoksunuzdur. Umursamamak, bürokrasiden nefret etmek, kimseye güvenmemek, inanmamak, savsaklamak, “bundan sonuç alınmaz” diye harekete geçmemek… Ya da en kötüsü başlayıp, bitirememek… Yarı yolda cayıp, el frenini çekenler, kendileri kadar mesleklerine ve gelecekte aynı sorunu yaşayacak meslektaşlarına haksızlık etmiş olacaklar, ister, istemez… Haklarımızı arayalım ve sonuna dek mücadele edelim. Söyleyeceğim özetle budur.

Şimdi ayrıntılara geçelim. Emekçiye kapatılan Taksim Meydanı, bu yıl olduğu gibi geçen yılda polisin şiddet gösterilerinin gerekçesiydi. 1 Mayıs 2007 günü, gaz, cop ve tekme yağmuru altında yaralananlar arasında 9 da gazeteci vardı. Birisi de bendim. Öyle böyle değil. Cebrin en koyusu sahnelenmiş ve haşat olmama ramak kalmıştı. Kamunun huzurunu koruması gerekenler yani güvenlik güçleri, jargonumu mazur görün “orantılı şiddet” safsatasıyla bizleri dermansız bırakıp, haddimizi bildirdiler. Sonra gazeteciler, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) ve diğer örgütlerimizi de yanlarına alarak tepkilerini gösterdiler. Hatta hep birlikte İstanbul Valiliği’ne yürüdük. İçerde İstanbul Valisi Muammer Güler’e, “Hakkınızda suç duyurusunda bulundum, umarım yargılanırsınız” dedim. Her neyse…


Tamı tamına bir yıldır avukatım Tora Pekin’le uğraşıyoruz, çalmadığımız kapı, başvurmadığımız merci kalmadı. Sadece “adalet” istiyorduk ve sonuna dek gitmeye kararlıydık. Dakika bir gol bir, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Vali Güler, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ve Çevik Kuvvet Şube Müdürü hakkında yaptığımız şikâyeti işleme koymadı. Sürecin zorlu geçeceği belli olmuştu. Sonra “kasten insan yaralama” ve “iş ve çalışma hürriyetini ihlal” gerekçeleriyle, Danıştay Daire Başkanlığı’na itirazda bulunduk ama sonuç alamadık. Aradan 7 ay geçmişti. Bilgi Edinme Hakkı’ndan yararlanan avukatım Tora Pekin, “Saldırılarla ilgili soruşturma hangi aşamada?” diye polise başvurdu. İstanbul Emniyet Müdürlüğü, ironidir, yanıtı 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde verdi. Saldırıya uğramamızla ilgili inceleme raporu, polisin teklifi, valiliğin de onayıyla 27 Temmuz 2007 günü işlemden kaldırılmıştı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ise aralarında benim de bulunduğum 38 kişinin şikâyetini dikkate almadı ve dava açılmasına gerek görmedi. Avukatım hemen karara itiraz etti. Top şimdi Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde… Sevindirici gelişme ise İçişleri Bakanlığı’na açtığımız 1000 YTL’lik manevi tazminat davasını kazanmamızdı. İstanbul 9. İdare Mahkemesi’nin, “Kolluk görevini yürütmekle görevli personelin, görevini yerine getirmek amacıyla zor şartlar altında mücadele eden gazetecilere yardımcı olması gerekirken onların haber alma hakkını engelleyecek şekilde davranmasının kabul edilebilir hiçbir yanı bulunmamaktadır. Kolluk personeli gazetecilerin haber hakkını sağlayacak tüm imkânları sağlamakla görevlidir. Zira vatandaşların en iyi doğru ve sağlıklı şekilde haber alma imkânından yararlanması ancak bu şekilde mümkündür” diyerek kararı bağlaması, mesleğim adına beni mutlu etti. İçişleri Bakanlığı eğer itirazda bulunursa son kararı Danıştay verecek. Yani yola devam… 1 Mayıs 2008’de de aynı gazetede çalıştığım iki meslektaşım, polis şiddetinin kurbanı oldular. Bize düşen onlara destek sunmaktır. “Müdahale esnasında koşuyordu, üstünde basın yeleği ve elinde fotoğraf makinesi de yoktu” denilmesin diye… Son söz; sorumlular sorumsuz, failler meçhul kalmasın.

Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın (TGS) Yayın Organı BASIN'da yayımlandı.

8 Şubat 2008 Cuma

Ve dosya kapandı!


Polis ve Valilik, Haberciye 1 Mayıs Saldırısında Dosyayı Kapadı


1 Mayıs İşçi Bayramı’ndaki polis saldırılarının üzerinden dokuz ay geçti. Cumhuriyet gazetesinin üç çalışanına yönelik şiddet, ne idari ne de cezai bir işlem görmeden kapandı.


Geçen yıl Valilikçe Taksim için yasaklanan 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı izlerken polisin saldırısına uğrayan habercilerden Cumhuriyet gazetesi muhabiri Alper Turgut, aradan dokuz ay geçmesine rağmen sorumluluları yargılatamadı.


Cumhuriyet gazetesi çalışanları Turgut, Berat Günçıkan ve Aynur Çolak’ın İstanbul Emniyet Müdürlüğü merkezinde müfettişlerce dinlenmesinden sonra yaşanan tek gelişme, dosyanın kapatılması oldu.


Emniyet teklif etti; Valilik “olur” dedi; dosya kapandı

Üç çalışanın dinlenmesinden yedi ay sonra herhangi bir gelişme yaşanmaması üzerine Bilgi Edinme Hakkı’ndan yararlanan gazete avukatı Tora Pekin, “Saldırılarla ilgili soruşturma hangi aşamada?” diye sordu.

Pekin’in diğer soruları da, “Sorumlu amir ve memurlar tespit edildi mi?” ve “Sorumlu amir ve memurlar hakkında disiplin işlemi yapıldı mı? Yapıldıysa neler? Yapılmadıysa niçin?” oldu.
Avukatın 17 Aralık 2007 günü yaptığı bilgi edinme başvurusuna İstanbul Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde verdiği yanıtta, 12 Temmuz 2007 tarihli inceleme raporu, getirilen teklif doğrultusunda, Valilik makamının 27 Temmuz 2007 tarih ve 07/2694 sayılı Olurları ile işlemden kaldırılmıştır” dedi.

Polisin 1 Mayıs saldırılarına “PVSK” kalkan oldu

İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah adına yardımcısı Mehmet Ali Akkaplan'ın imzasını taşıyan yanıt niteliğinde belgede, şu ifadeler yer alıyor:
“1 Mayıs 2007 günü yapılan yasal gösterilenlerin sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi ve meydana gelebilecek yasadışı gösterilere karşı gerekli tedbirlerin alınabilmesi için İl genelinde çeşitli güvenlik tedbirleri alındığı, meydana gelen korsan gösterilere karşı yapılan müdahalelerde Müdürlüğümüz personelinin 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu, 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nda belirtilen vazifeyi yerine getirdiklerinin tespit edildiği belirtilerek, hazırlanmış olan inceleme raporlu dosya getirilen teklif doğrultusunda, Valilik makamının 27 Temmuz 2007 tarih ve 07/2694 sayılı olurları ile işlemden kaldırılmıştır.”

Savcı üç gazeteciyi ifade için çağırdı

Bu kararla, sorumlu polis ve amirlerinin yargılanması yolu tamamen kapanmış oldu. Cumhuriyet gazetesi çalışanlarıyla ilgili bir tek bin YTL’lik tazminat talepli idari yargıda bir işlem bulunuyor.
Daha önce de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Pekin'in İstanbul Valisi Muammer Güler, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ve Çevik Kuvvet Şube Müdürü hakkında yaptığı şikayeti "İşleme koymama kararı" vermişti.
Pekin, "kasten insan yaralama" ve "iş ve çalışma hürriyetini ihlal" gerekçeleriyle Danıştay Daire Başkanlığı'na itirazdan bulunmuş ancak sonuç alamamıştı.

En az 10 haberciye 1 Mayıs şiddeti

Cumhuriyet’in üç çalışanın dışında olay günü; Vatan gazetesi muhabiri Bülent Ergün, Radikal gazetesi muhabiri Demet Bilge Ergün, Timur Soykan, İsmail Saymaz ve Umay Aktaş, Kanal D'den İhsan Yıldız ve bir Su TV kameranı saldırıların hedefi olmuştu.
Gördükleri şiddetten şikayetçi olan Bülent Ergün, Demet Bilge Ergün ve Timur Soykan’a İstanbul savcılığından tebligat yapıldığı, gazetecilerden ifade vermelerinin istendiği öğrenildi.



BİA Haber Merkezi - İstanbul
05 Şubat 2008, Salı

Erol ÖNDEROĞLU