31 Ekim 2008 Cuma

"Devlet Güvenliği, İfade Özgürlüğünü Rehin Aldı"



BİA Temmuz-Ağustos-Eylül 2008 / Medya Gözlem Raporu


İletişim özgürlüğünü kısıtlayan düzenlemelere, Terörle Mücadele Yasası (TMY), Türk Ceza Kanunu (TCK), Atatürk'ü Koruma Kanunu'nun arından 5651 Sayılı İnternet Suçları Kanunu da eklendi.

Küresel video paylaşım sitesi youtube.com barındırdığı “Atatürk aleyhindeki videolar”ı dünya veri tabanından çıkarmadığı gerekçesiyle, Türkiye'de altı aydır yasaklı. dailymotion sitesi de bir ay kapalı kaldı. geocities.com sitesi de sekiz aydır erişilmez durumda. gundemonline.com sitesi yargı kararıyla yasaklandı.

İnternet sansürü yaygın, yargı Oktar'ın izinde

“Yaratılışçılık” savunucusu Adnan Oktar'ın “kişiliğe hakaret” başvurusuyla mahkemeler Eğitim-Sen'in egitim-sen.org.tr sitesi, Turan Dursun'un turandursun.com sitesi ve anarsist.org sitelerine erişim yasağı getirildi. İnternet kullanıcıları, tek bir içeriği gerekçe göstererek bir sitenin tümüne erişmeye yasak getirilmesine karşı seslerini yükseltiyorlar.

BİA Medya Gözlem Masası'nın Temmuz-Ağustos-Eylül 2008 Medya Gözlem Raporu, 77'si gazeteci 116 kişinin görüşlerini ifade ettikleri, devlet odaklı hak ihlallerini haberleştirdikleri ya da kınadıkları için 73 ayrı davada yargılandığını saptıyor.

32 sayfalık raporun kaydettiğine göre, Yeni Şafak gazetesi silahlı saldırıya uğradı, Taraf muhabiri Turan Aktaş polislerce darp edildi, antenna.org ve ortakpayda.org siteleri hacklendi.

Birgün okuru Tutku Türkol gözaltına alınarak taciz edildi; gazeteciler Mustafa Balbay ve Ufuk Büyükçelebi "Ergenekon" Soruşturması kapsamında gözaltına alındı.

Yazar Murat Coşkun, Peri Yayınları'nca yayınlanan "Acının Dili Kadın" kitabında "kin ve düşmanlığa tahrik" suçunu işlediği gerekçesiyle gıyabında 1 yıl 15 güne mahkûm edildi ve hala hapiste. Yerel savcıyla ilgili eleştirel yayınlarından dolayı tutuklanarak 109 gün hapiste kalan Gergerli gazeteci Hacı Boğatekin, Musa Anter'in adının Tunceli’de bir caddeye verilmesini önerdiği için tutuklanan Kürt siyasetçi Mahmut Alınak ve Kevser Mızrak’ın anmasına katıldığı için tutuklanan sendikacı Meryem Özsöğüt tahliye edildiler.

Habercilere saldırılar cezasız, Dink Cinayeti 2. yılında

220 kişinin durumunu ele alan rapor ihlalleri "Saldırı ve tehdit", "Gözaltı ve tutuklamalar", "Dava ve girişimler", "Düzenleme ve hak aramalar", "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi", "Sansüre tepkiler" ve "RTÜK uygulamaları" başlıklarıyla sunuyor.

Hrant Dink Cinayeti davasının gidişi, geçmişte de aydın ve gazetecilere karşı işlenen politik cinayetlerin siyasi irade olmadan sınırlı yargı gücüyle sonuçlandırılamayacağını gösteriyor.

1 Mayıs gösterilerinde Cumhuriyet’ten Ali Deniz Uslu'nun kolunu kıran, Esra Açıkgöz'ü coplayan polisler yargı önüne çıkarılmadı. Beytüşşebap'ta polisleri darptan şikayet eden DHA muhabiri Emin Bal "hakaret"ten mahkum oldu.


"Güvenlik" gerekçesiyle sansürün her türlüsü

Çatışma bölgelerindeki operasyonların sorgulanmasına alışık olmayan Genelkurmay, PKK örgütünün Dağlıca ve Aktütün baskınlarının sorgulanmasını yalnızca bir stratejik sorun olarak algılıyor.

Askeri Savcılık, "Dağlıca Baskını Biliniyordu" manşetini atan Taraf gazetesinden elindeki belgeleri istedi. Mahkeme, "PKK açıklamalarına yer verdiği" için gundemonline.com sitesini yasakladı; Alternatif gazetesinin yayını bir ay süreyle durdurdu.

Hayat Televizyonu, Roj TV'ye "Newroz kutlama görüntülerini sağladığı" iddiasıyla Türksat uydusundan çıkarıldı; kanal yetkililerinin girişimleriyle "hata" üç hafta sonra düzeltildi.

Emniyet, MİT ve Jandarmanın izleme yetkisini haberleştiren gazeteciler Gökçer Tahincioğlu ve Kemal Göktaş, "gizli belge yayımlamak" ve "hakimi hedef yapmak"tan yargılanıyor.

Medya ve mizah Başbakanın hedefinde...

Doğan Grubu başkanı Aydın Doğan'ı hedef alan Başbakan Erdoğan, hızını alamayıp basın özgürlüğünü savunan açıklamalarından Uluslararası Basın Enstitüsü'nü (IPI) ve Dünya Basın Konseyleri Birliği'ne (WAPC) de saldırdı.

Başbakanın şikâyetiyle, Milas Önder gazetesinden Melih Kaşkar bir fıkraya yer verdiği için hapisle, Leman dergisi de "Batının ilmini bilimini değil ahlaksızlığını aldık" kapağından, tazminatla yargılanıyor.

301. Maddeden 36 kişi yargılanıyor

301. Maddeden açılan davalar "yargılama izni" için Adalet Bakanlığı'na gönderilirken, maddenin yürürlükte kalması yeni davalara kapı aralıyor: BBP yetkilileri, yazısında "Ermeni soykırımı"nı tanıdığı gerekçesiyle gazeteci Ahmet Altan ve Taraf gazetesi sorumlu müdürü Adnan Demir'i şikâyet etti. Emekli iş müfettişi Niyazi Uslay'ın asker eleştirisi mahkûm edildi.

Son üç ayda 301. maddeden 15'i gazeteci 36 kişi 18 davadan yargılandı. Adalet Bakanlığı, Hrant Dink'in "soykırımı tanıdığı için" katledildiğini söyleyen yazar Temel Demirer'in dosyasına yargılama izni verdi. Geçen yılın aynı döneminde 301'den 22 kişi, 15 dava çerçevesinde sanıktı.


Demeç, haber ve raporlarıyla "yargıyı etkilemek"le suçlanan 13 kişiye 5 dava açıldı; ikisi beraat etti. Mizgin Özbek'in öldüğü operasyonu eleştiren Batman'daki 6 gazetecinin hapsi isteniyor.

Vicdani ret ve savaş karşıtlığıyla ilgili düşüncelerini açıklamaktan Bülent Ersoy, Perihan Mağden, Gökhan Gençay, İbrahim Çeşmecioğlu, Birgül Özbarış ve Yasin Yetişgen yargılanıyor.

"Kin" davalarına 8 sanık

Sekiz kişi "kin ve düşmanlığa tahrik"ten açılan 5 davada yargılandı; davaların tamamı sürüyor. DİHA muhabirleri Oktay Candemir ve Ercan Öksüz, "Zilan Katliamı'nın Tanığı Konuştu" röportajından yargılanıyorlar. Geçen yıl aynı “suç”tan 12 kişi sanıktı.

"Hakaret" için 75 yıl hapis ve 1 milyon YTL tazminat tehdidi

Üç ayda 28'i gazeteci toplam 36 kişi, hakaret iddiasıyla açılan 23 davadan 75 yıl hapis ve 1 milyon 181 bin YTL tazminat istemiyle yargılandı. Siirt Mücadele gazetesi sahibi Cumhur Kılıççıoğlu iki öğretim üyesine 2 bin 500 YTL tazminat ve ertelemeli bin 519 YTL adli para cezası ödemeye mahkûm edildi.

Dink Cinayeti öncesinde Trabzon'da görevli istihbarat görevlisi Muhittin Zenit, bianet.org sitesine 25 bin YTL, NTV'ye de 90 bin YTL'lik tazminat davası açtı. Emniyetçi Feyzullah Aslan, yazar Fikret Otyam ve gazeteci İdris Özyol'dan 20 bin YTL istiyor.

Deniz Gezmiş'i anmak da "suç"

Deniz Gezmiş, Mahir Çayan ve İbrahim Kaypakkaya'yı anmak 35 yıl sonra hala suç: Atılım gazetesi sorumlu müdürü Sibel Bulut "suç ve suçluyu övmek"ten yargılanacak. TCK'nın 215. maddesi uyarınca 2'si gazeteci 10 kişi 7 davadan yargılandı; 6'sı beraat etti.

Kürt Sorunu haberciliğe yasaklandı

Mahkeme, Kandil Dağı'nda yaptığı röportajından "Hürriyet" muhabiri Sebati Karakurt ve sorumlu müdürler Hasan Kılıç'la Necdet Tatlıcan'ı "PKK açıklamasına yer vermek" ve "propagandasını yapmak"tan 100 bin YTL para cezasına mahkûm etti.

Gazeteci Cengiz Kapmaz, Orhan Doğan ile yaptığı röportajı nedeniyle "örgüt propagandası yaptığı" iddiasıyla 10 ay hapse ve 375 para cezasına mahkûm edildi.

Kürt siyasetçi Orhan Miroğlu, bağımsız milletvekili adayken kitlelere Kürtçe konuştuğu için cezalandırıldı ve beş yıl süreyle "otosansüre" mahkûm edildi.

Bir tek iyi haber...

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), üç kişinin açtığı davada Türkiye'yi 6 bin 500 avro (yaklaşık 12 bin 200 YTL) tazminata mahkûm etti. Geçen yıl aynı dönemde 32 kişinin başvurusunda 14 bin 500 avroya (25 bin YTL) hükmedilmişti.
Bilgi: BİA Medya Gözlem Masası, Tel. (0212) 251 15 03, Faks. (0212) 251 16 09, E-mail.
hukuk@bianet.org

Fidel Castro neden uyardı?

Küba Lideri Castro'nun 'Sosyalizmden vazgeçmeyin' çağrısının anlamı ne?


Gerçek Gündem'in Özel Haberi...




HABER MERKEZİ / Kübalı gazeteci Reinaldo Herrero, ‘Devrimin 50 yılında 10 Amerikan hükümeti gördük’ açıklamasını yaptı.Jose Marti Küba Dostluk Derneği'nin düzenlediği "Küba ile Dayanışma Haftası" kutlanıyor. Kutlamalar kapsamında Türkiye'ye gelen konuklar, çeşitli etkinliklere katıldı. Kübalı ünlü gazeteci Herrero'nun da Küba'yı anlattığı etkinliklerde 'Devrim' masaya yatırıldı. Küba televizyonunda yayınlanan ünlü Yuvarlak Masa programının katılımcılarından, gazeteci Reinaldo Raul Taladrid Herrero, Gerçek Gündem Genel Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş'ın sorularını da yanıtladı. Küba Büyükelçisi Ernesto Abascal'ın da eşlik ettiği sohbette, ABD seçimleri de gündeme geldi. Küba’nın ABD seçimleri konusunda çok tecrübeli olduğunu vurgulayan Herrero, kendilerinin tek isteğinin “Küba’ya bağımsız bir ülke gibi davranılması” olduğunu söylüyor.



GG Yayın Yönetmeni Barış Yarkadaş, Küba Büyükelçisi Ernesto Gomez Abascal, Küba Komünist Partisi Merkez Komite Uluslararası İlişkiler Bürosu üyesi Teresita Hernandez ve Gazeteci Reinaldo Raul Taladrid Herrero.


-ABD’deki yeni başkan adaylarının vaatlerine bakarak Küba politikasında bir değişim bekliyor musunuz?


Biz başkanlık seçimleri konusunda çok tecrübeliyiz. Devrimin 50 yılında 10 Amerikan hükümeti gördük. Seçim kampanyalarındaki vaatler iktidara gelince hep unutulur. O yüzden artık şaşırmıyoruz. Bekleyip göreceğiz.



-Obama ya da McCain konusunda sizin bir gazeteci olarak değerlendirmeniz nedir?



Ben Küba’ya bağımsız bir ülke gibi davranacak bir başkanı tercih ediyorum, bu isimler onlar değil. Düşünebiliyor musunuz bir ülkenin parlamentosunda başka bir ülkenin kaderi hakkında konuşulduğunu: Kaç parti var, politik sistem nasıl olmalı vs. gibi konularda... Türk parlamentosunun bunu Fransa için yaptığını düşünün. ABD bunu yapıyor. Her yıl farklı kaynaklardan yaklaşık 50 milyon dolar Küba’daki hükümeti devirmek için geliyor. Her yıl yaklaşık 50 milyon dolar federal para, Küba’ya yönelik karşıdevrimci faaliyetler için ayrılıyor.



-Seçim sürecinde Obama’ya yönelik suikast ihtimalinden söz ediliyor, hatta Fidel Castro son yazılarından birinde bu konuya değindi...



ABD tarihine bakarsanız böyle bir olasılığın olduğunu görürsünüz. Ronald Reagan 1984’te büyük bir suikasta kurban gidebilirdi. Kuzey Carolina’daki bazı gruplar tarafından düzenlenen bir suikast olacaktı bu. Castro ABD yetkililerini uyardı, onlar da ilgili kişileri tutukladılar ve suikast girişimi böylece ortaya çıkarıldı. Çok tehlikeli bir plandı. Bu olayda bilgileri Küba vermiş oldu, operasyon yapıldı ve adamlar tutuklandı. Obama’ya dönersek, evet öldürülebilir. Özel bir bilgiye dayanmadan, bir istihbarata dayanmadan söylüyorum bunu; sadece ABD tarihine bakarak. Lütfen “Kübalılar: Obama suikasta kurban gidebilir” şeklinde bir başlık atmayın.



-Fidel Castro son yazılarından birinde “çare sosyalizmdir” vurgusu yaptı. Buradan birilerine bir uyarı mı yapıldı gibi bir sonuç çıkarılabilir mi?



Hayır, ben bu değerlendirmeyi paylaşmıyorum. İki nedenle. Birincisi: Fidel her zaman devrimden önceki dönemde de basını doğrudan söylemek istediği şeyleri söylemek için kullanır. Makale yazar, radyoya konuşur vs. böyle bir alışkanlığı var. Ve açık konuşur, dolaylı değil. Ve ikinci neden: Küba yönetimi sosyalist toplumu inşa için çaba gösteriyor. Tek tek kişilerden bağımsız olarak yönetimin yapmak istediği şey bu, sosyalizme zarar vermek değil.

FERHAD ile ŞİRİN'in galası...



Türk ve dünya edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan Nazım Hikmet’ in dillere destan aşk öyküsü "Ferhad ile Şirin" Moda Sanat Tiyatrosu'nda Türkan Aktoprak rejisiyle ve genç oyuncu kadrosu ile tiyatro severlerle buluşmaya hazırlanıyor. 65 farklı ülkede sergilenen ve dilinin evrenselliği ile tüm dünyada tiyatro izleyicilerinin yoğun beğenisini kazanan oyun 05 Kasım 2008 tarihinde Barış Manço Kültür Merkezi'nde izleyicilerle buluşacak.


Bulut Mesci, Burak Aşcı, Cansın Atakul, Deniz Elmas, B.Kıvılcım Ertanoğlu, Mert Asker, Sonnur Şahin, ve Yiğit Pakmen’ den oluşan Moda Sanat Tiyatrosu ekibi tüm tiyatro severleri akıllardan kolay kolay silinmeyecek bu aşk öyküsünü izlemeye davet ediyor.





Adres : Caferağa Mah. Sakızgülü Sok. No:29 Kadıköy-İstanbul
Tel : 0 216 338 07 19


30 Ekim 2008 Perşembe

DÜN ENGİN ÇEBER BUGÜN ÇAĞDAŞ GEMİK





Polisin işlediği cinayetlerin en son mağduru Antalya’da 19 yaşındaki genç ÇAĞDAŞ GEMİK oldu.


Çağdaş Gemik 27 Ekim pazartesi günü saat 15.00 sıralarında yani güpegündüz, mobileti ile seyir halinde iken, "dur ihtarına uymadığı" gerekçesi ile katledildi.Bir ülkede bir hafta içerisinde üç yurttaş devletin emniyet güçleri tarafından öldürülüyorsa ve hala daha bu durum güvenlik görevlilerinin kişisel hataları olarak açıklanıyorsa bu hiç inandırıcı değildir.Herkes bilmelidir. Bu ölümler tesadüf olamaz.Bu ölümler ülkeyi yöneten siyasi irade tarafından geliştirilen yeni güvenlik konseptinin bir sonucudur.


Çünkü Mayıs 2007’de polise açıkça adam vurma yetkisi verilmiştir ve verilen bu yetkinin sonucu olarak bu ülkenin yurttaşları, sokaklarda, karakollarda, cezaevlerinde ölmektedir.Demokratik bir ülkede, bu kadar cinayetten sonra hiçbir Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanı koltuğunda oturamaz.Hükümet tüm kamuoyunun önünde halktan özür dilemeli ve başka cinayet işlememeleri için güvenlik güçlerini uyarmalıdır.


ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ

Antalya Şube Başkanı

Avukat Münip Ermiş

3. Bursa İpek Yolu Film Festivali / Kısa Filmler




Bursa’nın ev sahipliği yapacağı ve 28 Kasım – 4 Aralık 2008 tarihleri arasında Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin düzenleyeceği Uluslararası Bursa İpek Yolu Film Festivali’nde yarışacak ulusal ve uluslararası kısa filmler belli oldu.


Türkiye festivaller takvimindeki yerini her yıl daha fazla hissettiren, ulusal ve uluslararası olmak üzere, uzun metraj ve kısa metraj kategorilerinde aynı anda düzenlediği 4 yarışma ile diğer festivaller arasında öne çıkan, Uluslararası Bursa İpek Yolu Film Festivali, geleceğin sinema ustalarının, sinema sanatına duydukları heyecana ortak oluyor.



Kısa film üretimini özendirerek, gelişimine katkı sağlamak ve kısa film çeken sinemacıları desteklemek için geçtiğimiz yıl ilk kez düzenlenen ve 450’ye yakın başvurusu ile bir rekora imza attığı ‘Ulusal Altın Karagöz Kısa Film Yarışması’ ve ‘Uluslararası Altın Karagöz Kısa Film Yarışması’ bu yıl da devam ediyor.


Ulusal Altın Karagöz Kısa Film Yarışması ve Uluslararası Altın Karagöz Kısa Film Yarışmaları’nın diğer kısa film yarışmalarından ayrılan özelliği, hikâyelerini diyaloglarla anlatmak yerine, sinemanın görsel gücünü kullanarak anlatan ‘Diyalogsuz’ filmleri yarıştırıyor olması.



Ulusal Altın Karagöz Kısa Film Yarışması’nda 10 film ‘Altın Karagöz Ödülü’ için yarışacak. Birinci gelen kısa filmin sahibi Altın Karagöz Ödülü’nün yanı sıra 8.000 YTL Para Ödülü’nü almaya hak kazanacak.


Uluslararası Altın Karagöz Kısa Film Yarışması’nda ise toplamda 12 film ‘Altın Karagöz Ödülü’ için yarışacak. Birinci gelen kısa filmin sahibi Altın Karagöz Ödülü’nün yanı sıra ‘8.000 Amerikan doları Para Ödülü’nü almaya hak kazanacak.


SİYAD Üyesi Fırat Yücel, yönetmen İnan Temelkuran ve festivalin danışma kurulu üyesi Ali Sönmez’den oluşan Altın Karagöz Kısa Metraj Film Yarışması ön seçici kurulu ulusal ve uluslararası kategorilerinde başvuru yapan 138 film arasından yarışmaya katılacak ulusal kategoride 10, uluslararası kategoride 12 filmi belirledi.



Gazeteci ve belgesel film yönetmeni Emel Çelebi, sinemaya yönetmen yardımcısı ve yapımcı olarak uzun yıllar emek veren Leyla Özalp ve geçtiğimiz yıl festivale Uluslararası Yarışma Bölümü’nde gösterilen “Diriler ve Ölüler/Zıvı I Mrtvi” filmi ile konuk olan Hırvat yönetmen Kristijana Milica isimlerinden oluşan jürinin belirleyeceği Ulusal Altın Karagöz Kısa Film Yarışması’nda yarışacak olan filmler şunlar :



1. Açık Rüya / Lucid Dreaming - Gökhan Atakan/Türkiye/2008/5'




2. Aklımın Odaları / Mind Games - Can Fakıoğlu/Türkiye/2008/9'




3. ID - Simge Gökbayrak/Türkiye/2008/5'




4. Ölüler / The Dead - Ahmet Turgul/Türkiye/2008/20'




5. Razor - Hemi Behmioras/Türkiye/2008/8'




6. Siyah Beyaz / Black White - Kemal Tezcan/Türkiye/2008/5'




7. Tavşan Tavşan / Rabbit Rabbit - Burak Kent, Münire Özdemir/Türkiye/2008/9'




8. Tek Notalık Adam / The One Note Man - Dağhan Celayir/Türkiye/2008/14'




9. Utanç / Shame - Hasan Gündür/Türkiye/2008/6'




10. Yabancı / The Stranger - Can Oral/Türkiye/2007/5'



San Sebastian Film Festivali’nde son filmi “Pandora’nın Kutusu” ile Altın İstiridye Ödülü’nün sahibi olan yönetmen Yeşim Ustaoğlu, festivalin “İpek Yolu Üzerinden: Bosna Hersek” bölümünde gösterilecek olan ‘Kar/Snow’ filminin yönetmeni Aida Begic ve Portekiz Kısa Film Ajansı’nın düzenlediği Curtas Vila do Conde Uluslararası Film Festivali yöneticilerden biri olan Dario Oliviera isimlerinden oluşan jürinin belirleyeceği Uluslararası Altın Karagöz Kısa Film Yarışması’nda yarışacak olan filmler ise şunlar :



1. Bir Başka Akşam / Another Evening Goes By - B. Sangeeth Kumar/Hindistan/5'




2. Bekleyiş / The Waiting - Emine Emel Balcı/Türkiye/2008/14'




3. Kör Adamın Gözü / Blind Man's Eye - Matthew Talbot-Kelly/İrlanda/2007/6'




4. Acımasızlık / Masire Sarde Khon / Cold Blood - Amir Mehran/İran/8'




5. Ödev / Le devoir / Homework - Ariane Lippens/Belçika/2007/7'




6. İki Metre / Dos Metros - Javier Mrad, Javier Salaza, Eduardo Maraqqi/Arjantin/ 2008/6'




7. Bugün Burada Değilim / Hoy No Estoy / I'm not Here Today - Gustavo Taretto/ Arjantin/2007/8'




8. Lacivert Oda / Indigo Tuba / Indigo Room - Anu Aun/Estonya/2007/18'




9. Noroutine - Jürate Samulionyte/Litvanya/2007/15'




10. Kırmızı Top / The Red Ball - Alan Holly/İrlanda/2007/3'




11. Zoom de Temps - Magne Petterson/Norveç/2008/8'




12. Sekans 01 - Plan 02 / Sequence 01 - Plan 02 - Remi Durin/Belçika/2007/8'


Ulusal Altın Karagöz Kısa Film Yarışması ve Uluslararası Altın Karagöz Kısa Film Yarışmaları’nda jürilerin değerlendirmesi sonucu ödüle değer bulunan tüm genç sinemacılara ödülleri, festivalin son günü 4 Aralık 2008 Perşembe gecesi, Bursa Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapılacak olan Festival Kapanış Töreni’nde verilecek.

23 Ekim 2008 Perşembe

İPEK YOLU FİLM FESTİVALİ



ÜCRETSİZ SİNEMA KURSLARI BAŞVURULARI BAŞLIYOR…



Zengin film programı, etkinlikleri ve sürprizleri ile üçüncü yılında daha da büyüyen ve gelenekselleşme yolunda hızla ilerleyen Uluslararası Bursa İpek Yolu Film Festivali’nin, ilklerinden biri olan ve Bursalı izleyicilerden yoğun ilgi gören Ücretsiz Sinema Kursları başvuruları başlıyor.

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ve 28 Kasım – 04 Aralık 2008 tarihleri arasında sinemaseverlerle buluşacak olan Uluslararası Bursa İpek Yolu Film Festivali, bir haftalık sinema maratonun yanında, önceki yıllarda olduğu gibi bu sene de Bursa’yı bir festival ve etkinlikler kentine dönüştürmeye devam ediyor.

Kuşkusuz festivalin film gösterimlerinden sonra en büyük ilgiyi gören etkinliklerinden biri Ücretsiz Sinema Kursları. İyi birer sinema izleyicisi yetiştirmek; sinema sanatını sanat yapan üreticilerini; sektörün önde gelen isimlerini ve sinema alanında eğitim veren akademisyenleri Bursalı sinemaseverlerle buluşturmak için düzenlenen kurslar bu yıl da tekrarlanıyor.

Uluslararası Bursa İpek Yolu Film Festivali’nin yan etkinliği olarak projelendirilen kurslar, festivalin ilk iki yılında Bursalılardan gördüğü yoğun ilgi ile festivalin en çok takip edilen etkinliği olmuştu.

Türk ve Dünya sinema tarihi derslerinin yanı sıra, bir filmin yapım öncesi, yapım aşaması ve yapım sonrası tüm süreçlerinin de anlatıldığı kurslar, bir film festivali içerisinde düzenlenen eğitim dizisi ile de bir ilk olmayı başardı.

Her yıl binin üzerinde başvurunun olduğu, bir yandan başvuru taleplerini karşılamak, diğer yandan da derslerin verimliliğini sağlamak açısından 110 kişinin kabul edilebildiği bu etkinlikte, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi, bu sene de birbirinden ünlü isimler ve profesyoneller sinemaseverlerle buluşacak.

Bursa Tayyare Kültür Merkezi’nde 29 Kasım-3 Aralık tarihleri arasında düzenlenen ve 5 gün sürecek olan Ücretsiz Sinema Kursları’nda, toplamda 11 ders işlenecek. Yoğun bir programa sahip olan kurslarda katılımcılardan derslerin, en yüzde 80’ini takip etmeleri istenmektedir. Kursları başarı ile tamamlayan öğrencilere, festivalin kapanış günü olan, 04 Aralık 2008 saat:12.00’de düzenlenecek törenle katılım sertifikaları verilecektir.




Sinemamızın iki ünlü ismi Yetkin Dikinciler ve Pelin Batu “Sinemada Oyunculuk” derslerini ayrı ayrı verirken; “Şellale” ve “Eve Giden Yol” gibi filmlerin yönetmeni Semir Aslanyürek “Sinemada Yönetmenlik” dersini verecek. Sinema yazarı Sevin Okyay “Film Analizi” dersi ile bir filmin izlenirken nasıl çözümlenmesi gerektiğini anlatacak. “İlk Aşk” ve “Kurtlar Vadisi” filmlerinin görüntü yönetmeni Selahattin Sancaklı ile “Neredesin Firuze” ve “Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü?” filmlerinin görüntü yönetmeni Hayk Kirakosyan “Işık Bilgisi ve Görüntü Yönetimi” derslerinde eğitmenlik yapacaklar. Nuri Bilge Ceylan’ın “İklimler” ve “Üç Maymun” adlı filmlerinin yapımcısı Zeynep Özbatur “Yapımcılık” derslerinde bir filmin tüm yapım süreçlerini anlatırken deneyimlerini de sinemaseverlere aktaracak.

“40 m2 Almanya” filminin yönetmeni ve Kadir Has Üniversitesi öğretim görevlisi Tevfik Başer “Senaryo” dersi ile bir film senaryosu yazmanın yapı taşlarını anlatacak. Caz piyanisti ve besteci Alper Maral “Sinemada Ses Kullanımı” dersinde sinema ve müzik ilişkisini inceleyecek. Türk Sineması’nın ayaklı ansiklopedisi unvanını fazlasıyla hak eden sinema tarihçisi Ali Can Sekmeç “Türk Sinema Tarihi”, Aylık Altyazı Dergisi Yayın Kurulu Üyesi Senem Aytaç ise “Dünya Sinema Tarihi” derslerini anlatacaklar. Lale Film’in kurucusu ve Türk sinemasının büyük emektarı olan ve aynı zamanda festivalimizin bu yılki danışmanları arasında bulunan Necip Sarıcı “Seslendirme” dersini ve Türk sinemasının seslendirme tarihini deneyimleri ile birlikte aktaracak. “Tatil Kitabı” ve “Küçük Kıyamet” filmlerini kurgulayan Çiçek Kahraman “Kurgu” dersinde kurgunun temel prensiplerini ve kurgu türlerini anlatacak.

110 kişinin kabul edileceği Sinema Kursları’na katılmak isteyen sinemaseverler başvurularını, festivalin
www.ipekyolufilmfest.com web adresi üzerinden, en geç 20 Kasım 2008 tarihine kadar yapmaları gerekmektedir.


Ayrıntılı Bilgi İçin:

İzgi Süngü
0212 245 39 39
izgi@ipekyolufilmfest.com

14 Ekim 2008 Salı

Gazeteciye Ceza: İşkenceyi Beraat Ettiren Mahkemeyi Eleştirmeyeceksin!

Gazeteci Alper Turgut, mahkemenin gözaltında işkenceyle ilgili verdiği beraat kararını kesinleşmediği halde eleştirdiği için "oto-sansüre" mahkum edildi. Turgut, aynı suçu yinelerse 20 bin YTL ödeyecek.


BİA Haber Merkezi - İstanbul
14 Ekim 2008, Salı


EROL ÖNDEROĞLU


İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, gözaltında işkencenin zamanaşımına uğramasıyla ilgili Cumhuriyet gazetesi için bir haber yapan gazeteci Alper Turgut'u "yargıyı etkilediği" gerekçesiyle 20 bin YTL para cezasına mahkum etti.

Gazeteciyi daha önce aynı cezaya çarptıran mahkeme, Yargıtay Ceza Dairesi'nin kararı bozmasının ardından kararında direndi; bu kez "hüküm açıklanmasını" geriye bıraktı.
Bu durumda, Ekim Örgütü'ne yönelik operasyonda gözaltında işkence yapmakla suçlanan polisler kurtulurken işkenceyi duyuran Turgut cezalandırılmış oldu.
Gazeteci, beş yıl içinde "yargıyı etkilemek suçunu" işlediği taktirde 20 bin YTL'lik cezayı ödeyecek. Gazete avukatları, bugün (14 Ekim) Ağır Ceza Mahkemesi'nde karara itiraz ettiler. Turgut, bianet'e, sonuç alamazlarsa Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvuracaklarını ifade etti.


İşkence yapana ceza yok, yargıyı tartışana var

Hakime Sevim Efendiler başkanlığındaki mahkeme, polisler hakkında 30 Eylül 2004'te zamanaşımına hükmeden İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararı kesinleşmeden "gazetecinin hüküm hakkında mütalaa yayımladığı"na kanaat getirdi.
Gazeteciyi 5187 Sayılı Basın Kanunu'nun 19/2 maddesi uyarınca 20 bin YTL adli para cezasına mahkum eden mahkeme, Ceza Muhakemesi Yasası'nın (CMK) 231. maddesi gereğince de "sanığın sabıkasız oluşu, kişilik özellikleri ve duruşmadaki tutum ve davranışları"nı göz önünde bulundurarak "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" karar verdi.

İşkenceye değil, beraat haberine ceza

Mahkeme, Turgut gibi 60 bin YTL'lik ön ödeme cezasını ödemedikleri için yargılanan gazetenin İmtiyaz Sahibi İlhan Selçuk ve Sorumlu Yazı işleri Müdürü Mehmet Sucu'yu "sorumlulukları bulunmadığı" gerekçesiyle beraat ettirmişti.

Turgut ise, 20 bin YTL cezaya mahkum edilmişti. Gazetecinin kararı temyiz etmesi üzerine dosyayı görüşen Yargıtay, "hükmün açıklanmasının geriye bırakılabileceği" değerlendirmesiyle cezayı bozdu.

Karara uyan mahkeme, "Türkiye'de ilk kez üniversitenin verdiği rapor ile işkence bilimsel olarak kanıtlanmasına karşın İstanbul Terörle Mücadele Şubesi'nde görevli 3 polis memuru yargılandıkları davada beraat etti" ifadelerinden dolayı Turgut'u mahkum etti; hükmün açıklanmasını da geri bıraktı.

Haberde, işkenceden suçlanan üç polis hakkında verilen beraat kararının Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nce 26 Nisan 2006'da bozulmasının ardından İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin "Yasalarımızdaki zamanaşımıyla ilgili düzenlemeler ulusal üstü hukuka aykırıdır. Uluslararası sözleşmeler temel alınsın" itirazlarına karşın zamanaşımı kararı verdiği belirtilmişti.(EÖ/EÜ)